FC Kobenhavn - Galatasaray maçı öncesi herkesin tahminleri aşağı yukarı aynıydı. "İstanbul'daki kadar kolay olmaz ama bi şekilde alırız." Muslera ve Sneijder'in sakatlıklarına rağmen herkes gayet umutluydu.
Mancini de maç öncesi gayet mantıklı bir taktik ile sahaya çıktı. "10" numara Sneijder'in eksikliğinde klasik 4-4-2'ye dönüp Burak'ı eski yerine yani forvet hattına, Drogba'nın yanına çekti. Kanatlarda ise çok şey beklenen Bruma ve HALA çok şey beklenen Aydın görev alıyordu. Riera da takımın tek sol ayaklısı olarak sol bekte yerini aldı.
Fakat kimsenin hesaba katmadığı bir şey oldu. Bana göre bu maçın teknik ve taktik olarak konuşulmasını tamamen engelleyen bir şey. Stad görevlileri sahayı maçtan önce dakikalarca suladı. Buna dikkat çekilmiyor olmasına anlam veremiyorum. Yıllar önceki Tromso maçı gibiydi. Zemin kötüyse bana kimse gelip o maçla ilgili futbolun ön planda olableceğini söyleyemez. Hele bu devirde.
Bizim futbolcular ayakta duramazken, defalarca ayakkabı değiştirirken, topları kontrol etmekte dahi güçlük çekerken, Kopenhaglı futbolcular bu işe o kadar alışmış ki o beceriksiz, hatta bizim ligimizde kümede kalmaya oynayacak takım ile Galatasaray arasındaki kalite farkı neredeyse tamamen ortadan kalktı. Adamların tek numarası buymuş. "Biz bir tane atamaya bakalım. Sonra kapanırız." mantığı zaten hakimken zeminin de böyle olması, benim için maçın çok teknik ve taktik anlamda konuşulacak bir değerde olmadığının göstergesidir.
Yine de o televizyonda çıkıp "Rüzgar nereden eserse" mantığıyla yorum yapan ve kendini yorumcu sanan kişiler için birkaç şey söylemek istiyorum. Maç sonunda Mancini'nin 2. yarıda neden taktiği değiştirdiğini sorgulayanlaradır lafım. Bana derseniz ki, Galatasaray şımarıktı, nasılsa yenerim dedi ve yenildi. Onu anlarım. Ama, Galatasaray ilk yarıda golü yedikten sonra çok iyiymiş. 2. yarı Mancini taktikle oynadığı için golü bulamamış. ALAKASI YOK.
Kopenhag takımında kimse, ama kimse o kadar erken gol bulacağını beklemiyordu. Galatasaray gol yemeden geçireceği her dakika oyuna daha hakim olurdu. Ama hatalar silsilesi ile gelen bir gol her şeyi değiştirdi. Kopenhag'ı bile. Adamlar o kadar erken gol buldu ki, "aa biz oynarız bunlarla ya...bak hemen gol attık" mantığıyla oynamaya başladılar. Dolayısıyla Galatasaray da pozisyonlar bulmaya başladı. İlk yarı sonunda ise Kopenhag Teknik Direktörü Stale Solbakken, çok doğru bir hamle ile takımına "geride kalın. sakın risk almayın" emri verdi. 11 kişi kendi yarı sahasında bekleyen takımı tek şekilde açabilirsiniz. O da atılan çok hızlı çapraz toplar. Sneijder'i de işte tam bu noktada aradı Galatasaray. Yani bu durumun Mancini'nin yaptığı taktik değişiklik ile bir alakası yok. Hatta bence Ceyhun'u alarak doğru yaptı. Orta sahada sıkıştı madem oyun, orada bir adam fazla olayım mesajı verdi. Gerçekten bu kadar sene futbol oynamış insanların bu işten bu denli anlamaması olacak iş değil.
Yine de Galatasaray kabahatsiz değil demek hiç objektif olmaz. Hiçbir maç oynamadan kazanılmaz. Hele ki Şampiyonlar Ligi'nde. Bir de kalemize gelen ilk topu gol yeme alışkanlığımız inanılmaz. Hep aynı senaryo, gol yemeden kazanmayı falan bıraktık da bakın bir geçmişe, Braga, Cluj, United, Schalke..Bu seneki tüm maçlar..İlk gelen top gol oluyor. Tecrübesizlik demek istemiyorum ama demek ki hala bir şeyler oturmadı. Real maçından beklentimiz tabi ki yok. Realist olmakta fayda var. Ama Juve maçından galibiyet çıkarılmak zorunda. Bu gruptan böyle çıkardık ancak zaten. Son maça rahat çıkamazsın bu grupta. Açıkçası son maç Arena'da Juve ile final oynayacağız desek herkes kabul ederdi. E hadi bakalım.
Bir de Aydın gerçekten lütfen, madem gitmeyeceksiniz..Sen..Sabri..Anladık. Peki. Şu 7 numarayı ver bari be kardeşim. Bırak şu 7 numarayı..
Yine görüşmek dileğiyle.
Futbolla Kalın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder